Osmanlı Paleografyası Nedir ?

Osmanlı Paleografyası  Nedir ?


Paleografya sözlük anlamı olarak eski yazı bilimi demektir. Bu yazı bilimi üzerinde uzmanlaşan kişilere ise paleograf denilmektedir. Bütün eski yazı çeşitlerini kapsayan ana bilim dalıdır. Biz şuan Osmanlıca ile ilişkili olduğumuzdan Osmanlı Paleografyası aslında lisanımızın adı Osmanlıcadır.

Bilindiği Osmanlı devleti cihanın 3 kıtasına da hükmetmiş asırlarca varlığını sürdürmüştür. Bu yüzden Osmanlıca ya da Osmanlı Türkçesi Osmanlı paleografyasının ilgi alanına girmektedir. Talas savaşından sonra akın akın İslamiyet’i kabul eden Türkler, Araplarla etkileşimde bulunmuş ve Arapçadan etkilenmiş o zamanlar başlamıştır. Bu etkileşim zamanla varlığını daha da artırarak Türklerin alfabesi durumu haline gelmiştir. Ancak dikkatleri çekmeliyiz ki sadece alfabe ve kelime olarak etkilemiştir. Çünkü her ne kadar Arap alfabesi de kullanılsa Osmanlıca Arapça yazılan ancak Türkçe okunan bir lisan yani yazı lisanı olarak paleografyanın kapsamına girmeyi başarmıştır. Osmanlıca her ne kadar Arap alfabesi ile yazılsa da Türkçe okunduğunu az önce ifade etmiştik. Buna binaen Arapça Türkçe de ki her harfi karşılamadığından Farsçadan belli harfler alınmıştır. Peki nedir bu harfler? “je, çe, pe”  harfleri Osmanlıca alfabesine dahil edilmiştir.  Kendilerine özgü “ nazal n” sesini ifade etmek için de kef harfini Kâf-ı Türkî kullanmışlardır

Osmanlıca günümüzde bize atalarımızdan yadigar kalmasına rağmen unutulmaya yüz tutmuş bir ölü dil haline gelmiştir. Günümüzde ise yaklaşık bir yıldır milli eğitim müfredatına dahil edilmiş olup liselerin 10. Sınıflarında zorunlu seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştır. Zira yine Üniversitelerin edebiyat fakültesi öğrencilerinin ana dersi olarak yer almaktadır. Kimilerine göre Osmanlıca okunması zor bir dil olarak nitelendirilirken,  kimlerine göre ise daha kolay çözümlenmektedir. Ancak nedir bu Osmanlıcayı bu kadar zor kılan? Osmanlıca okumaktan ziyade yazılması zor bir lisandır esasında. Bu yüzden Osmanlıcanın sadece okumak amaçlı öğretilmesi bu dilin üstün körü öğrenilmesine ve unutulmasına sebep olmaktadır. Aslında verilen eğitimler okumaktan ziyade yazma amaçlı verilse bu Osmanlıca öğreniminin daha kalıcı olmasını sağlayacaktır. Okunması ise bunun akabinde su gibi gelecektir muhakkak.  Osmanlıcanın Arap harfleri ile yazıldığını az önce ifade etmiştik. Bundan dolayı Arap alfabesinde sadece sessiz harfler yer almaktadır. Sesli harfler ise elif, vav, ye ile sağlanmaktadır.

Osmanlıca harflerin birleşmesiyle yazılmaktadır. Ancak bazı istisnalar dışında birleşmeyen harflerde bulunmaktadır. Peki nedir bu bileşmeyen harfler elif, dal, ze, re, ze, je ve vav harfleri ayrı yazılmaktadır. Ancak bilindiği gibi rika’da hızlı el yazması sonucu bileşik yazılabilir.

 

Osmanlıca zamanla gelişmiş her dönemde yazılış şekli veyahut içinde bulunan yabancı unsurlar bakımından farklılık göstermiştir. Ve paleograflar bunları inceleyerek Osmanlıcayı dönemlere ayırmışlardır. Dönemlerine göre Osmanlıca:

  • Eski Osmanlıca; (11.yy- 15.yy )
  • Klasik Osmanlıca; (16.yy- 19.yy )
  • Yeni Osmanlıca; (19.yy-20.yy.)

Eski Osmanlıca eski Anadolu Türkçesi olarak da adlandırılmaktadır. İşte son derece ağır yabancı unsurları bulundurduğu okunmasının oldukça zor ve ağır olduğu dönemi kapsayan bölümdür.

İkinci bölümde yani Paleografların klasik Osmanlıca olarak adlandırdığı kısımda ise Osmanlıca yabancı unsurlardan biraz daha arındığı Arabi ve Farsi unsurların etkisinin biraz daha hafiflediği dönemdir.

En sonuncu olan ve paleograflar tarafından yeni Osmanlıca diye nitelendirilip harf inkılabına kadar geçen dönemin yazısını kapsamaktadır. Bu dönem Osmanlıcası diğer iki dönemin Osmanlıcasına nazaran çok daa okunması kolay ve basittir. Çünkü bu dönemde Osmanlıca yabancı unsurların etkisinden kurtulmuş daha sade yalın bir dil aline gelmiştir. Hem o dönem içinde değerlendirildiğinde hem de günümüz için değerlendirildiğinde okunması, incelenmesi ve öğrenilmesi açısından en kolay dönemdir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir